Naif KARABATAK
Naif KARABATAK
Zamansız Atılan Adımlar
| Zamansız Atılan Adımlar |
|
|
|
| Naif KARABATAK / Diğer YAZILARI | |
| Yazan Administrator | |
| Perşembe, 15 Mayıs 2008 | |
ZAMANSIZ ATILAN ADIMLAR Siyasette yerinde saymak “ kaybetmeyi ” gerektirir. Bu nedenle siyasilerin sürekli adım atması lazım ama yerinde saymadan daha kötü olanıysa “ zamansız atılan adımlar ” ya da “ zamansız çıkışlar ”dır. Neyi nerede söyleyeceğinden daha önemlisi “ ne zaman ” söyleyeceğindir. Bazen neyi nerede, ne zaman ve nasıl söyleyeceğini bilmeden yapar ve hayal dahi edemeyeceğin bir ivme kazanabilirsin. Bunu planlasan tutmayacağına da daha sonra inanmaya başlarsın. Siyaseti iyi takip edenler, siyasilerin zamanında hamlelerinin onların geleceğini nasıl şekillendirdiğini, aksinde ise nasıl tarihin sayfaları arasında yer aldıklarını iyi bilirler. Bu kuşkusuz hayatın her alanında böyleyse de, siyasette, sanatta ve medyada da böyledir. Kendisine önemli bir cevher olduğu halde, bilgi ve birikim yönünden ülkenin geleceğinde söz sahibi olması beklendiği halde doğru çıkışına rağmen yaptığı zamanlama hatası, onun bir daha ayağa kalkmamasına sebep olur. Bunun örnekleri çok. İlk akla gelenlerden birisi Erkan Mumcu’dur… Doğru bir adımı yanlış zamanda atması, kendisine ümit bağlayanlar gibi onu da hayal kırıklığına uğrattı. Daha öncesi de vardı. Mesut Yılmaz, şansını doğru zamanda kullanınca -kendisine ülkenin geleceğinde söz sahibi olacak bir birikim yokken- Başbakanlık koltuğuna oturuverdi ama attığı her yanlış adım onu sandığın dibine gömmekte de gecikmedi. Tansu Çiller de adımını zamanında atanlardandı ama aynı yolda yürümeyi beceremeyenlerdendi. Devlet Bahçeli, bazen doğru adımı doğru zamanda atınca puan alıyor, doğru adımı yanlış zamanda atmaya kalkışınca da düşüş yaşıyor. Siyasette istikrar gerekir, sabır ister, satranç oyunundaki gibi kuralları iyi takip etmek ve hangi hamleyi ne zaman yapman gerektiğini düşünmek gerek. Bunlar içerisinde doğru zamanda doğru adımı ve doğru yerde atanlara örnek ise Başbakan Recep Tayip Erdoğan’dır. Önce doğru zamanda ve doğru atılan adım sayesinde İstanbul Belediye Başkanlığını, ardından mahkûmiyetinde attığı doğru adımla AK Parti’yi, yine attığı doğru adımla siyasi geleceğini kurtardı. Bunla yetinmedi attığı doğru adımla Başbakanlık koltuğuna oturdu, doğru adımla yüzde 47 oyla partisini büyüttü ama yanlış adımla da partisini mahkemeye taşıdı.Daha önceki “ keyfi kapatma ” davalarından ağzı yanmış bir siyasi topluluğun başında olmasına rağmen, göreve geldiği ilk günde gerekli girişimlerle keyfiliğe çeki düzen vermemesi, zamanı doğru kullanamaması ülkede yaşananları getirdi. Anayasa Mahkemesi’nden “ kapatma ” kararı çıkacağını sanmıyorum. Çıkacak kararın demokrasimizi güçlendireceğini, yaşanan tecrübeden geç de olsa yararlanılacağını düşünüyorum ama yaşananlar ve ekonomik sıkıntılar yanımıza kâr kalacak. İşte yanlış zamanda attığınız adım doğru bile olsa işe yaramaz. Bu yaşam boyunca böyle olduğu halde kurum, kuruluş, parti, il veya ülke yönetimine talip olanlarda daha önemlidir. Benim bir yanlış adımım ancak bana ve çevremdekilere zarar verir. Önemli bir siyasinin attığı yanlış adım, ya da yanlış zaman ona güvenen herkese, kente veya ülkeye zarar verir. Geçen yıl yanlış zamanda doğru adımı atan birisi daha vardı. Bu yetmedi, şimdi yanlış adımı yanlış zamanda atmaya başladı. Hatta yanlış çıkışları yine yanlış zamanda yapmaya başladı. Eski Devlet Bakanı Abdullatif Şener, geçen yıl doğru bir adım attı, aslında zamanlaması da fena değildi. O günden geçen süre içerisinde olumlu mesajları, akademik duruşuyla puan bile toplamaya başlamıştı. Ülkenin geleceğinde söz sahibi olacağına kesin gözüyle bakılıyordu. Derken hiç de inandırıcı olmayan bir gerekçeyle AK Parti’ye kapatma davası açıldı. Öncesinde “ Derin Devlet ” denilen ve gözünü kırpmadan cinayet işleyen bir terör örgütü de olan Ergenekon çetesine karşı kapsamlı bir çökertme başlamıştı. Öncesinde “ Cumhurbaşkanlığı sürecinde sarsıcı eylemler bekleniyor ”du. Öncesinde “ Her şeyi mubah görecek ” bir zihniyetin kanlı girişimlerinden söz ediliyordu. Öncesinde “ Ankara’nın göbeğinde patlama ” yapılmıştı. Patlamaya hazır birçok araç bulunmuş, facia önlenmişti. İşte böyle bir zaman sürecinin hemen akabinde AK Parti’ye açılan kapatma davasında “ demokrasinin yanında ” olması gereken eski devlet adamı birden bire “ bölen ” konumunda karşımıza çıktı. Yine zamanlama hatası yapmıştı. Öyle ki Bolu'da yerel bir televizyon programına konuk olan Şener’e “ Bu enerjinizi partinizin kapatma davası için harcasanız daha iyi olmaz mı? ” sorusuna -hatasını anlamış olmalı ki- sinirle cevap vermiş. Şener, “ Ben bir ilke insanıyım. Bir ilke mücadelesi veriyorum. Benim için şu parti bu parti değil, benim için bu ülke önemli. Benim için Türkiye önemlidir ” diye siyasi sözden öteye gitmeyecek içi doldurulamayan sözleri sarf etmiş. Mesut Yılmaz bir süreliğine başardı. Tansu Çiller de bir süreliğine idare etti. Erkan Mumcu’nun partisi doğdu ama cumhurbaşkanlığı sürecindeki “ höst ” diye kimilerinin höykürmesine dayanamadı ve silindi. Abdullatif Şener’inse parti kurma sürecini bile idare edemeyeceğine inanıyorum. Çünkü ne doğru adımı atabildi, ne zamanını kollayabildi. İki bilinmeyenli denklem gibi atılan adımdan siyasi gelecek beklemek hayaldir.
|
|
| < Önceki |
|---|
Çeviri Yap
Üye Giriş
| Aşık |
| Bilal KARADAĞ |
| Burak CANSEL |
| Baykan SARIKAYA |
| Cenk GÜLEN |
| Erdal ÖZKAYNAR |
| Editör Giriş |
| F.Rüştü BEREKET |
| Fahrettin ÇELİK |
| H.Sinan TEMEL |
| İzzettin BİLGİN |
| Kemal ÖZER |
| Konuk Yazar |
| Mustafa IŞILDAK |
| Mustafa YÖRDEM |
| Naif KARABATAK |
| Nihat YALÇIN |
| Okuyucu Mektupları |
| Sedat YENİGÜN |
| Yusuf DÜNDAR |
| Yunus YAŞAR |
| Zeynal FIRAT |
| Eğitim |
| Spor |
| Sıcak Haber |
| Siyaset |
| Son Haberler |
İstatistik
| Bugün | 80 |
| Dün | 114 |
| Bu Hafta | 511 |
| Bu Ay | 421 |
| TOPLAM | 6298 |



























