Naif KARABATAK
Naif KARABATAK
Zor Zamanın İnsanı Olmalı
| Zor Zamanın İnsanı Olmalı |
|
|
|
| Naif KARABATAK / Diğer YAZILARI | |
|
Necip Fazıl Kısakürek’in “nasıl bir gençlik” istediğini anlatan yazısının bir bölümünde şöyle diyordu; “ Kim var diye sorulduğunda sağına ve soluna bakınmadan, fert fert ‘ben varım!’ diyen bir gençlik ”. Bu benzetme ilk duyduğumdan bu yana çok hoşuma gider. Neredeyse hayat felsefesi haline getirdim; Ben yoksam hiçbir şey yoktur. Ben yoksam hayatın anlamı yoktur. Ben varsam her şey var, ben varsam hayat var.Bu bencillik değil, hem sorumluluk duygusuna sahip olma, hem de yaşamın anlamını kavramadan ibarettir. Sorumsuz değil, sorumlu yaşamak, yaşamak için sebepleri sıralamak demektir. Öyle ya, her şey süt limanken yaşamak, yediğin önünde, yemediğin ardındayken hayatı kolay bilmek, para, şan, şöhret içindeyken unutulmuşluğun farkına varamamak ne kadar kolay. Nedense bizler yaşamın ne demek olduğunu sıkıntı çektiğimizde anlamaya başlarız. Mesela sağlığın kıymetini hastalıkta anlarız. Özgürlüğün ne demek olduğunu esarette, bulgur pilavının tadınaysa yiyemediğimizde varırız. Birlikte yaşamanın hazzına da ancak ayrı kaldığımızda varabiliriz. Oysa bütün bunları yaşarken, sahipken bilmek gerek. Kolay zamanda yaşamak da kolaydır. Yaşamın tadına, hayatta kalmanın gerekliliğine ise zor zamanda varabiliriz. O nedenle zor zamanda yaşama ben yaşam diyorum. Diğerini “ saldım çayıra, Mevla’m kayıra ” olarak algılıyorum. *** İnsanlar hem sorun yaratıcıdır, hem çözüm üreticidir. Sorun yaratmaktan daha kadar kolay bir şey yoktur. Sorun yaratmak, bahane üretmek, üzülmek, hayatı hem kendine hem başkalarına zehir etmek çok kolay bir iş. Deyin iki dakikada bütün bu olumsuzlukları yapayım. Söyleyin hem kendimi, hem çevremdekileri iki dakikada kahredeyim. Bu kolaycılıktır. Biz zora bakalım, gerçek yaşama, hayatta kalmaya, hayatı idame ettirmeye, zorluklarla mücadele ederek kendi gücünü göstermeye, yüreğini ortaya koymaya… Var mısınız? *** Geçen gün Şaika Günsel Tuğrul’un 4 bölüm halinde yayınlanan “ Parangalar ” yazısını okuyunca zor zamanda yaşayanların ne kadar yürekli olduğunu bir kez daha anladım. Geçirdiği hastalığa yanmaktansa onu yenmek için savaşmaya başlamış. İşte zor zamanda yaşamak bu… Yazısının sonundaki cümle beni kendime getirdi; “ Şimdi kemoterapi ile eritmeye, içimdeki o canavarı öldürmeye çalışıyorlar.. İnanıyorum ki doktorlar ve ben onu yeneceğiz. El kadar küçük kütle ile mi başa çıkmayacağız yani! Benimle uğraşmak neymiş, görür o canavar!.. ” İşte böyle olmalı dedim kendi kendime. İnsan mücadeleci ruhunu kaybetmemeli, yaşamak için/yaşatmak için direnmeli. İnsanların yaşamak için sebebi olmalı. Her şey emrinde değil, her şey için ter dökmeli, hazzına varmalı, emeğinin karşılığını almalı ve onu zevkle yemeli. Kolay gelen para kolay gider, kolay yaşamda çok kolay harcanır. *** İnsanların istekleri farklıdır. Kimi para, pul, şan, şöhret ister. Bunun için bedel öder, hayatını ortaya koyar, bazen onurunu, bazen şerefini, bazen kutsal bildiği bütün değerleri… Bütün bunlara karşın her şeyi elde eder, mutluluğuysa asla bulamaz. Oysa kimiler sıcak bir ekmek, bir tas çorba ve yüzünde beliren tebessümle yetinir ve inanın yüzünde tebessüm doluşan kişi, zenginden çok daha zengindir. Hangisini isterseniz isteyin ama önce mutluluğu yakalamaya çalışın, gerisi gelir. Yaşamak, iyi yaşamak, mutlu bir hayat sürmek insanın elindedir. Hiçbir sorun, hiçbir sıkıntı buna engel değil. Sorun dediğin yoldaki çakıl taşları gibidir. Taşsız yolda yürümek çok kolay, zor olan taşlı yolda ayağını kanatmadan yürüme becerisine sahip olmaktır. İşte sevgili meslektaşım Şaika Günsel Tuğrul da ben bunu gördüm. Şaika, hasta olan herkese örnek olmalı. Doktor, ilaç, tedavi, tahlil, tetkik.. bütün bunlar elbet gerekli ama hepsinden önce “ hastalığı yenme ” azmi olmalı. Hayata tutunma gücünü elinde bulundurmalı ve bütün bunları yapabilecek kocaman yüreğe sahip olmalı… İnsan, olacaksa zor zamanın insanı olmalı… Şaika, şahsen tanışmadık ama o güzelim yazılarını, duygu dolu cesur yazılarını sürekli okumak istiyorum. Kısa sürede şifa bulman dileğiyle… |
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
Çeviri Yap
Üye Giriş
| Aşık |
| Bilal KARADAĞ |
| Burak CANSEL |
| Baykan SARIKAYA |
| Cenk GÜLEN |
| Erdal ÖZKAYNAR |
| Editör Giriş |
| F.Rüştü BEREKET |
| Fahrettin ÇELİK |
| H.Sinan TEMEL |
| İzzettin BİLGİN |
| Kemal ÖZER |
| Konuk Yazar |
| Mustafa IŞILDAK |
| Mustafa YÖRDEM |
| Naif KARABATAK |
| Nihat YALÇIN |
| Okuyucu Mektupları |
| Sedat YENİGÜN |
| Yusuf DÜNDAR |
| Yunus YAŞAR |
| Zeynal FIRAT |
| Eğitim |
| Spor |
| Sıcak Haber |
| Siyaset |
| Son Haberler |
İstatistik
| Bugün | 45 |
| Dün | 108 |
| Bu Hafta | 634 |
| Bu Ay | 2428 |
| TOPLAM | 20086 |





















